Suikast davası sanığından tuhaf savunma

0
7

Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) darbe teşebbüsü sırasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik suikast girişimi ve iki polisin şehit edildiği saldırıya ilişkin davanın sanıklarından Muharebe Arama Kurtarma (MAK) ekibinden eski astsubay Abdulhamit Gülerden, duruşmada, “Mermi çekirdeği ya şehit polisin vücuduna öldükten sonra konuldu ya da öldükten sonra biri ateş etti. Bizden önce saat 00.30 sıralarında birkaç kez gelerek bölgeyi silahla tarayıp giden birileri var.” iddiasında bulundu. Gülerden’in bu iddiaları üzerine söz alan davanın savcısı, söz konusu raporda ölüm saatinin 00.43 değil, 03.43 yazdığını kaydetti.

Muğla Ticaret ve Sanayi Odası Konferans Salonu’na gerçekleştirilen duruşmada dinlenen sanık Gülerden, 15 Temmuz günü MAK Timi Komutanı Binbaşı Taner Berber’in kendisini mesaiye çağırdığını söyledi.

Birliğe gelince “Yavru Baykuşlar” adını verdikleri WhatsApp grubundan mesaj geldiğini ve depoda toplanmalarının istendiğini belirten Gülerden, “Burada Taner Berber bize bir terör örgütü liderini almak için görevlendirildiğimizi ve sonunda ölüm olabilecek bu göreve gelmek istemeyen olup olmadığını sordu.” dedi.

Bulunduğu hiçbir ortamda “darbe” veya “suikast” gibi kelimeler duymadığını iddia eden Gülerden, alınan silah ve mühimmatların da görevin bir suikast olmadığını kanıtladığını öne sürdü.

“Neden etkin pişmanlık göstermediniz” sorusuna yanıt veremedi

Marmaris’e giden helikopterlerde 40 bine yakın mermi bulunduğunun iddia edildiğine değinen Gülerden, “Ben silah uzmanıyım. Helikopterdeki MG4
silahlarla 2 binden fazla ateş edemezsiniz. Namlu ısınır ve şişer. Ya namluyu değiştireceksiniz ya da 35-40 dakika namlunun soğumasını bekleyeceksiniz. Biz zaten orada en fazla 40 dakika kaldık ve helikopterlerde yedek namlu da yoktu. 40 değil, 100 bin mermi alınmış olsa, atma imkanı olmadığı için bir işe yaramazdı.” diye konuştu.

Hedefteki kişinin Cumhurbaşkanı olduğunu otelde koruma polisleriyle karşılaşınca anladığını ileri süren Gülerden, müşteki avukatının, “Hedefin Cumhurbaşkanı olduğunu öğrenince neden etkin pişmanlık göstermediniz” sorusunu cevapsız bıraktı.

GÜLERDEN’DEN TUHAF SAVUNMA

Gülerden, şehit polis Nedip Cengiz Eker’in hastane raporunda saat 00.43’te hayatını kaybettiği yazdığını öne sürdü. Kendilerinin o saatte Çiğli’de bulunduklarını iddia eden Gülerden, “Raporda polisin 5 santimetre uzunluğundaki kesici alet darbesi nedeniyle öldüğü yazıyor. Faili meçhul cinayete gitmiş polisin hesabını bizden soruyorlar. Daha sonra düzenlenen raporda ise mermi çekirdeği olduğu belirtiliyor. Mermi çekirdeği ya şehit polisin vücuduna öldükten sonra konuldu ya da öldükten sonra biri ateş etti. Bizden önce saat 00.30 sıralarında birkaç kez gelerek bölgeyi silahla tarayıp giden birileri var. Bunların hepsi daha önceden kurgulanmış bir tezgahtı.” iddialarında bulundu.

SAVCI: 00.43 DEĞİL 03.43 YAZIYOR

Gülerden’in bu iddiaları üzerine söz alan davanın savcısı, söz konusu raporda ölüm saatinin 00.43 değil, 03.43 yazdığını kaydetti.

 MAK ÜYESİ İPEK’İN SAVUNMASI

Duruşmada eski MAK üyesi teğmen Muhammed Burak İpek de savunma yaptı.
Sanık İpek, MAK ekibinin komutanı eski Binbaşı Taner Berber’in, 15 Temmuz’da izinli olmasına rağmen görev ve eğitim olduğunu belirterek, kendisini göreve çağırdığını söyledi.

İpek, “15 Temmuz akşamı Taner Berber, Ege Bölgesi’nde üst düzey bir terör örgütü yöneticisine operasyon yapılacağını söyledi. Ben bu göreve amirlerimin yönlendirmesiyle dahil edildim. Ölüm korkusuyla da komutanlarımın verdiği emirlere karşı gelemedim.” dedi.
Çiğli Ana Jet Üssü’nde yanlarına gelen eski Tuğgeneral Gökhan Şahin Sönmezateş’in “TSK yönetime el koydu, sıkı yönetim ilan edildi. Size Genelkurmay Başkanı’nın emirlerini iletiyorum. Cumhurbaşkanı’nı bulunduğu yerden alacağız.” dediğini aktaran İpek, daha önce darbe gibi bir tecrübe yaşamadığını ifade etti.

Marmaris’te Cumhurbaşkanı Erdoğan’a suikast iddiasını kabul etmeyen İpek, “Bizler bölgeye 3 helikopterle tabiri caizse davul zurna çala çala gittik. İnsanlar helikopterlerin sesini duydu. Bu zaten suikastın mantığına ters. Böyle suikast olmaz. Bu nedenle suikast iddiasını reddediyorum çünkü tamamen plansız bir şekilde icra edilen bir faaliyet ve hiçbir çalışma yapılmamıştı.” diye konuştu.

Marmaris’e indiklerinde yoğun ateş altında kaldıklarını ancak hiçbir polise ateş etmediğini ileri süren İpek, şöyle savunma yaptı:

“Marmaris’te polis ekipleri ateş etmeden önce araçlarından anons edip teslim olmamızı isteseydi ben orada silahımı bırakır kesinlikle teslim olurdum ancak sürekli ateş altındaydık. Ben hiç kimseye ateş etmedim. Sadece çatışmaya girmek istemediğim için gelen ateşe karşılık havaya birkaç defa ateş ettim. Üzerime yoğun ateş gelmesine rağmen polisle çatışmamak için önce otele daha sonra ise meskun mahale sığındım. Ölüm korkusuyla teslim olmadım. Amacım hayati tehlikeyi atlatıp durumu aileme anlattıktan sonra en yakın birliğe teslim olmaktı. Olaylara da emir komuta içerisinde amirlerim tarafından kademe kademe dahil edildim. Ben verilen emirlere karşı gelemedim. Bu yüzden üzerime atılı tüm suçları kabul etmiyorum.”
Sanıklardan İsmail Yiğit’in arazide “Aranızda hizmet hareketinden olmayan var mı?” sorusunu kesinlikle duymadığını öne süren İpek, “Eğer duysaydım tavrımı net bir şekilde ortaya koyar ve o grupla asla ve asla hareket etmezdim.” dedi.

Davanın iddianamesinde, sanıklar Abdulhamit Gülerden ve Muhammet Burak İpek’in, 15 Temmuz 2016’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik saldırı eylemini gerçekleştirmek üzere Muğla’nın Marmaris ilçesine gelen MAK timi içerisinde yer aldığı belirtilerek, sanıkların “Cumhurbaşkanı’na suikast girişimi eylemine, nakillerini sağlayan helikopterlerden inerek kolluk görevlileriyle çatışmaya giren ve iki polis memurunu şehit eden 23 kişilik grubun içerisinde yer almak suretiyle bizzat katıldıkları” ifade edilmişti.

Hürriyet Haber

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here